İnsan eylemleri kısa ya da uzun vadede bir şeyi gerçekleştirmek içindir. Arzu ve hevesle gerçekleştirilmek istenen konularda amaca yönelik davranış ve bu davranışın sürekliliği daha mümkündür. İnsanın amacına yönelik davranmamasının temel sebepleri; kişinin arzusundan dolayı suçluluk duyması, içinin dinamiğini bilmemesi, kendini iyi tanımamış olması, bazı sorgulamalara girmesidir. Bunlardan herhangi biri kişinin odağını bozup hedefi unutturabilir. Bir amacı gerçekleştirmek üzere İngilizce'de bir kalıp vardır. "Just do it" yani "sadece yap" "yap gitsin" anlamlarına gelir. Bu söz insanın kendi hedefine ulaşmadan önce kendi kendini durdurmaması için söylenmiş olmalı. Sadece yap, çok fazla düşünme ve harekete geç demek istiyor bu kalıp bize.
Kişiyi güdüleyen sabit bir heves ve arzunun olması amaca ulaşmayı kolaylaştırır. Çünkü kişinin ulaşmak istediği yer mutlu olmayacağını bildiği bir yer de olabilir. Bu durumlarda kişi çok mecbur hissetmiyorsa amacını görmezden gelip davranışlarını amaca yönelik sergilemeyebilir. Sabit bir heves ve arzu olmadan amaçlarımıza yönelik davranışlarımız yarım kalır, hedefe odaklanmada güçlük çekeriz. Heves ve arzu, kişinin aklının hayata verdiği bir cevap şeklinde düşünülebilir. Çünkü arzularımız içimizdeki şımarık çocuğun ilgi için ağlamasına benzer. Hevesimiz bu ağlamanın cevabının alınmasıyla oluşur ve davranışın sürekliliği için irade gücü sağlar. Aklın verdiği cevap ağlayan çocuğun ilgi temelli gelişme isteğidir. Daha sonraları bu çocuğun üzerimizdeki etkisi değişebilir. Aklın olgunlaşmasıyla kişi farklı temellerden davranışlar edinebilir.
Günlük yaşamın yarattığı gerilim, en basitinden meşguliyetler bile kişilerin amaç üzerindeki odağını bozarak heves ve arzuyu bastırabilir. Kişiler günlük yaşamda amaçlarını, isteklerini hatta ihtiyaçlarını unutacak kadar maddi ve manevi şiddete maruz kalıyor. Bu gibi durumlarda hedefe yönelmek için kişinin sürekli bir şeylerin farkında olması gerekir. Bunun haricinde bilinçsiz olarak koşullandığımız hedefleri gerçekleştirmek içten olarak daha kararlıdır. Yukarıda bahsettiğim sabit arzu ve hevesin sabit kalabilmesinin nedenlerinden biri de bilinçsiz olarak hissedilmesidir. Burada bilinçsizlikten kasıt kişinin neyi neden ve ne şekilde istediğini de bilmemesidir. Bu tür bilinçsizlikler kişinin duygularına uyum sağlamasını kolaylaştırır. Kişi neyi istediğini ancak bilinç dışından bilir ve bilmeden de olsa ona göre hareket eder.
İsteklerimizin kaynağı mızmızlanan bir çocuk mu yoksa halkını korumaya çalışan bir kral mı? Savaşı kazanmaya çalışan bir komutan mı yoksa yaşamak isteyen bir asker mi? Herkesin kendi içindekini bulması dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder