Acı çeken insan daha bilge olur mu? Bilgelik acıya mı bağlıdır ya da neleri bilebilmek için acı çekmek gerekir? Acı çekince daha bilge olmayız. Fakat acı bilgeliğin bir faktörü sayılabilir. Bu acıyı kimin ne şekilde yaşadığına göre değişir. Bu yazıda acı hakkında farklı fikirlerimi anlatacağım.
Tüm insanlık acı çekiyor. Çoğumuz çektiğimiz acının, yaşadığımız gerilimin farkında olmayız. Bu farkında olmayış bizi "ben acı çekmiyorum" yanılgısına götürür. Mutluyum diyen insan mutlu değil ya mutsuzluğundan şikayetçi değildir ya da bunun farkında değildir. Peki neden bu kadar kötümser bakıyorum olaya? Acı,dünyamızda zorunlu bir histir. Hayal kırıklığı yaşamayan, reddedilmeyen, özlemeyen, üzülmeyen, yakınını kaybetmeyen, herhangi bir şeyden korkmayan yoktur. Bunlar bu dünyada, topluluk olarak yaşamanın bir getirisi ve sosyal bir varlık olmak zorunda olan insanın yaşaması gereken bir mecburiyet gibidir. Bunları derken insanın bu hayat hakkında umutsuz olması gerektiğini söylemiyorum. Bunları derken acının abartılmayacak bir duygu olduğunu söylüyorum. Acı dolu bir dünyada en değersiz şey acı olmalıdır bana göre. Acı, sıradanlaştığı takdirde kolayca kabullenilebilecek bir şeydir. Gelelim yazının başında sorduğumuz sorulara...
Acı çeken insan daha bilge olur mu? Bu sorunun cevabı tabi ki hayır'dır. Çünkü acıyı kimin çektiğine nasıl çektiğine göre her şey değişir. Acı kimine zehir kimine ilaçtır diyebilirim. İnsanların acıya vereceği tepki ile acıdan alacağı nasip ilişkili oluyor.
Acı ne işimize yarayabilir ve neleri öğretebilir? İnsanların birbirinde buldukları ve onları en çok yakınlaştıran ortaklık nedir? Acı... "Acımı anlıyorsun" demek çoğumuzun yüreğine su serper. Acı, bir başkasının acısını anlamaya yarar. Aynı acılar ise insanları birbirine yaklaştırır. Acının çeşitli tezahürlerini anlamak, empati yeteneğinden yoksun değilsek bize bir iyilik hali sağlayabilir. Empati yeteneğiyle bize ait olmayan bir durumun acısını bile yaşayabiliyoruz. Yine acı üzerine yazılan şarkılar da, insanların bu duygudaki ortaklıklarından dolayı tutulan ve içten samimi bir şekilde söylenen şarkılardır. Son olarak Tolstoy'un sözü ile yazıyı bitireyim..
Tüm insanlık acı çekiyor. Çoğumuz çektiğimiz acının, yaşadığımız gerilimin farkında olmayız. Bu farkında olmayış bizi "ben acı çekmiyorum" yanılgısına götürür. Mutluyum diyen insan mutlu değil ya mutsuzluğundan şikayetçi değildir ya da bunun farkında değildir. Peki neden bu kadar kötümser bakıyorum olaya? Acı,dünyamızda zorunlu bir histir. Hayal kırıklığı yaşamayan, reddedilmeyen, özlemeyen, üzülmeyen, yakınını kaybetmeyen, herhangi bir şeyden korkmayan yoktur. Bunlar bu dünyada, topluluk olarak yaşamanın bir getirisi ve sosyal bir varlık olmak zorunda olan insanın yaşaması gereken bir mecburiyet gibidir. Bunları derken insanın bu hayat hakkında umutsuz olması gerektiğini söylemiyorum. Bunları derken acının abartılmayacak bir duygu olduğunu söylüyorum. Acı dolu bir dünyada en değersiz şey acı olmalıdır bana göre. Acı, sıradanlaştığı takdirde kolayca kabullenilebilecek bir şeydir. Gelelim yazının başında sorduğumuz sorulara...
Acı çeken insan daha bilge olur mu? Bu sorunun cevabı tabi ki hayır'dır. Çünkü acıyı kimin çektiğine nasıl çektiğine göre her şey değişir. Acı kimine zehir kimine ilaçtır diyebilirim. İnsanların acıya vereceği tepki ile acıdan alacağı nasip ilişkili oluyor.
Acı ne işimize yarayabilir ve neleri öğretebilir? İnsanların birbirinde buldukları ve onları en çok yakınlaştıran ortaklık nedir? Acı... "Acımı anlıyorsun" demek çoğumuzun yüreğine su serper. Acı, bir başkasının acısını anlamaya yarar. Aynı acılar ise insanları birbirine yaklaştırır. Acının çeşitli tezahürlerini anlamak, empati yeteneğinden yoksun değilsek bize bir iyilik hali sağlayabilir. Empati yeteneğiyle bize ait olmayan bir durumun acısını bile yaşayabiliyoruz. Yine acı üzerine yazılan şarkılar da, insanların bu duygudaki ortaklıklarından dolayı tutulan ve içten samimi bir şekilde söylenen şarkılardır. Son olarak Tolstoy'un sözü ile yazıyı bitireyim..
Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder